top of page

Ben uyurken baş ucumda kim bekler?


Yağmur yağdığında yorgan altında olmak ne güzeldir ahh.

Bebek olursun birden, henüz kimsenin el izi yoktur ruhunda. Saçında güvenli bir el dolaşır gibidir. Anne dizine yatıştır yağmurda yorgan altında olmak .


Sonra yavaş yavaş ve bilerek kendini uykuya bırakırım. Uykuya dalan sevdiğini izler gibi bu huzurlu uykuya dalışımı seyretmek isterim. Olmuyor belki bir kaç saat sonra uyanınca kendini uyurken seyredemediğime hafif burulur içim.


Sevdiklerimin huzurlu uykularında onları seyretmeye doyamam. Başucunda durmayı, uykusuna muhafızlık etmeyi ne çok severim.


Çünkü o uykuya en çok benim ihtiyacım vardır bilirim. Çok uzun yıllardır uyuyan da ben muhafızlık eden de benim . İnsan kendi baş ucunda bekler mi? Bekler ....


Mezar taşlarımıza ismimizi bu yüzden mi yazıyorlar acaba. Seni senden başka bekleyen olmaz demek için mi acaba?


Ben işte uykumda başıma dikilen mezar taşı gibi kendime nöbet tutarım.

Uykum kuyum gibi bazen . Kimsesiz Yusuf gibi, şifam da uykum, kuyum da uykum.


Başımı okşar mıyım acaba uykudayken bilmiyorum .


Ama başucumda bazen melekler toplaşır biliyorum.

Gündüz ağladığım yaşlarımı gece silerler. Bazen kimsenin bilmediği dertlerimi çözerler.

O gecelerin sabahı yeniden doğmuş gibi anne sütüne doymuş gibi uyanırım.


Gece fısıltılarını duyarım, gücüm yetmeyen ne varsa tıkır tıkır çalışırlar başımda.

Yorgun bir bedenin içinde tazecik berrak bir hal ile uyanırım .


Uykuları severim, uyku hep vuslat hissi verir bana . Bilinmedik bir sevgiliye bilindik bir diyara gitmek gibi.


Dünya'da uyuyup başka alemlerde uyandığım uykularıma dalmadığım gecelerde ise bunları yazarım .

Gündüz vakti, savaş yeri gibi bu dünyadan el ayak gece çekilince az bilenin olduğu bu halim çıkar dünyaya...

Yani beni gece görsen başka gündüz gördüğün başka.


Gündüz savaş yeri, gece masal yeri bu dünya bana.


Gece de işte savaşçının uyku saati, iç halimin uyanış vakti. Uyusam ruhum dinlenir uyansam dünyanın hayalimdeki halini yaşarım .

Ben de böyle bir bütünde iki yarım .

Ama söz bana, bu benim de dünyam, güneş bana da doğuyor. Kalabalıkta sevdiğini görür gibi gözümü ayırmadan kimseye omuz ispat etmeden hayatın görmediğim hallerini yaşamaya ...

Amacım kalabalığı yarmak değil sevgili hayatı sarmak.


Sevgilim hayat, baş ucumda sen bekler misin bu gece ben uyurken.

Yoksa uyumasam da sen anlatsan mı biraz, bilemedim.


Çok güzel konuşuyorsun. Seni duyabilmek için kulak gerekmediğine de seviniyorum .


Senin sesinin olmaması ne güzel. Yoksa kulağı olan herkes duyardı.


Bunları yazarken çimenler sulandı hemen anlatmaya başladın koku ile.

En çok da koku ile anlatıyorsun .

Bir tek onu saklayamıyoruz.

Teknoloji her şeyi yara da sevdiklerimizin kokusunu asla taklit edemeyecek.

Sevgilim hayat bence senin ana dilin koku....

Koku dili .


Yağmurda uyku, uyurken baş ucumda bekleyen ben.

Bir yanım uyurken uyanan diğer yanım. Uykum kuyum. Kuyum uykum. ..Çimen kokusundan konuşan hayat. Mezar taşına yazılan ismimiz.

Hayat sen ne güzel anlatıyorsun.






 
 
 

Yorumlar


bottom of page